İstanbul'da saat: sanalbasin.com üyesidir
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Savcılık: Heykeli Kıran Şizofreni Hastasıdır
Savcılık: Heykeli Kıran Şizofreni Hastasıdır
Şişecam  1. 2 milyar kar etmiş
Şişecam 1. 2 milyar kar etmiş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
İnş. Müh. İbrahim DOĞAN : Kent Parlamenterlerini uyardı.
İnş. Müh. İbrahim DOĞAN : Kent Parlamenterlerini uyardı.
Yavuz Selim Yıldırım : Ağız kokusunun az bilinen nedenleri
Yavuz Selim Yıldırım : Ağız kokusunun az bilinen nedenleri
Haber Detayı
29 Haziran 2020 - Pazartesi 13:38 Bu haber 676 kez okundu
 
Güvenceli Çalışmak ve Emekli Olmak Hakkımız...
2013-2019 yılları arasında ‘emeklilik çağında çalışan’ en az 1925 işçi (50 yaş üstü ücretli) iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi Mezarda Emeklilik, EYT, BES, TES, Düşük Emekli Maaşları, Esnek/Sigortasız Çalışma, İş Cinayetleri’ne Karşı: Güvenceli Çalışmak ve Emekli Olmak Hakkımız...
- Haberi
Güvenceli Çalışmak ve Emekli Olmak Hakkımız...

Türkiye’de emeklilik yaşı farklı statülere ve farklı koşullara göre kanunla belirlenmişti, emekli olma yaşı daha düşüktü. Ancak 1999 yılında yapılan değişiklikler ve sonrasında 2008 yılında yürürlüğe giren ‘SSGSS Yasası’ ile birlikte emekli olabilme yaşı ve prim ödeme gün sayısı kademe kademe (nihai olarak 65 yaş ve 9 bin prim günü) yükseltildi.

Bu uygulamaya karşı emek hareketi merkezi olarak 1999’da yüzbinlerce işçinin katıldığı bir miting ile karşı çıkmış ancak gerisi gelmemiştir. 2007-2008 yıllarında ise yerellerde oluşturulan Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformları ile bir mücadele ivmesi yakalansa da emek hareketinin iç tartışmaları sonrası sönümlenmiştir.

Birkaç yıl evvel ise ‘Zorunlu BES’ uygulaması gündeme gelmişti. Uygulama sosyal güvenceyi esas alan bir emeklilik sistemi değil, işçilerin parasının birkaç özel şirket tarafından yıllarca kullanılması ve yine devletten kaynak transferini içeriyordu.

Güncel tartışma: Kıdem tazminatının kaldırılması ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması
‘Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ ve ‘Sosyal Koruma Kalkanı’ adıyla bir tartışma gündeme geldi. Burada iki husus dikkat çekiyor: Birincisi, yeni modelde kıdem tazminatını özünde ortadan kaldıracak bir düzenleme öngörülüyor. İkincisi, ‘25 yaş altı ve 50 yaş üzeri işçilerin istihdamı’nın belirli süreli iş sözleşmeleri vasıtasıyla tamamen esnekleştirilmesi isteniyor.

Tartışmanın içeriğine dair sendika uzmanları ve hukukçuların görüşlerini içeren yazılara internet sitemizde de yer verdik. Ayrıntılar oradan takip edilebilir.

Biz tam da bu tartışmalar olurken içinde bulunduğumuz süreçte belli bir yaşın üzerinde olan işçilerin (emeklilik çağında çalışan işçilerin) yaşadıklarına odaklanmak istiyoruz. İSİG Meclisi’nin iş cinayetleri verileri işçi sağlığı ve güvenliğinin en çıplak gerçeklerini açığa çıkarmaktadır. Bugün yaşanan durum şudur:

Hemen her gün haberlerde emekli olduğu halde maaşı düşük olduğu/geçinemediği için çalışan, emeklilik yaşını beklediği/EYT’li olduğu için çalışmak zorunda kalan ve emekli olma hakkını sigortasız çalıştığı ya da sigortası düzenli yatırılmadığı için kazanamayan işçilerin çalışırken hayatlarını kaybetmesi...

Yaşamak için çalışmıyoruz, çalışmak için yaşıyoruz adeta!
İSİG Meclisi bütün bu gerçekliğin bilinciyle her işkoluna, mesleğe, cinsiyete, her kişiye özgü… emeklilik yaşının belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak bir ‘genelleme’ yapabilmek için Türkiye toplumunda hastalıkların ve yıpranmanın belirginleştiği 50 yaşın üstünü emeklilik yaşı olarak belirlemiştir. (Emeklilerin/yaşlıların üretim içinde-dışında kalması tartışması ayrı bir yazı konusudur.) Bu noktada:

Türkiye’de 2013-2019 yılları arasında ‘emeklilik çağında çalışan’ en az 1925 işçi (50 yaş üstü ücretli) iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2013-14’te tüm ücretli iş cinayetlerinin yüzde 13-14’ünü 50 yaş üzeri işçiler oluştururken son yıllarda bu oran yüzde 19’a yükseldi. Yani bugün her ölen 5 işçiden 1’i emeklilik çağında çalışırken ölenler.

Yazımızda ‘ücretli’ ölümlerini baz aldık. Ancak kendi nam ve hesabına, sabahtan akşama aile emeği ile çalışan çiftçi ve esnafların durumuna da mutlaka değinmemiz gerekiyor. Yine 2013-2019 yılları arasında 50 yaş üzeri 926 çiftçi ve esnaf da çalışırken yaşamını yitirdi. Karşılıklı olarak istihdamın değiştiğinin de altını çizmeliyiz. Yani çiftçilik yapıp geçinemeyen ve işçi ordusuna katılanlar olduğu gibi emekli olduktan sonra geçinemeyip esnaflığa, çiftçiliğe başlayan işçilerin olması gibi. Bu anlamda ölümlerin ‘en az’ olduğunun tekrar altını çizmeliyiz.

 

Ölenlerin 1713’ü 51-64 yaş aralığındayken 212’si ise 65 yaş ve üzerinde. 65 yaşının üzerinde bile çalışırken ölenler yani ‘yaşlı işçiler’, emeklilik çağında çalışan işçilerin yüzde 11’i gibi yüksek bir orana sahip...

Emeklilik çağındaki işçi ölümleri en çok inşaat, taşımacılık, tarım, belediye/genel işler, ticaret/büro, madencilik, metal, gemi/tersane, konaklama, gıda, güvenlik, enerji, ağaç, kimya, tekstil ve cam işkollarında gerçekleşti. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise en çok ölüm tarım işkolunda.

Yoksulluk ve yasal düzenlemelerle emeklilik hakkının fiilen ortadan kaldırılması 50 yaş üzeri işçileri güvencesiz çalışma koşullarına itmiş ve güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağı haline getirmiştir. Diğer yandan ölümlerin en çok gerçekleştiği işkollarında (inşaat, taşımacılık, tarım) sigortasız çalışmak ya da sigortanın düzensiz yatmasından dolayı emekli olmak zordur. Diğer yandan başka mesleklerden emekli olup geçinemeyen ve yaşa takılanlar da özellikle inşaatta çalışmakta, şoförlük yapmakta, mevsimlik tarım işçisi olmakta ya da katı atık toplayarak hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadır...

En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, yüksekten düşme, kalp krizi ve ezilme/göçüktür. Trafik kazaları ise taşımacılık ve tarım işkolunda; yüksekten düşmeler inşaatta; ezilmeler inşaat, tarımda ve sanayide sık rastlanan nedenlerdir. Ancak dikkat çeken husus bütün işkollarında ‘emeklilik çağında çalışan işçi’leri ‘yatay’ olarak kesen neden olan kalp krizleridir. Her 5 ‘emeklilik çağında çalışan işçi’den 1’i çalışırken kalp krizi geçirerek yaşamlarını yitirmekte. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise kalp krizi nedenli ölüm ilk sıraya çıkmaktadır. Kalp krizinin nedeni ağır çalışma koşulları olduğu gibi bu durum belli bir yaşın üstünde olan işçilerin (genel olarak halkın) sağlığına dair ülkemizin hiçbir politikasının olmadığını da gözler önüne sermektedir…

 

51-64 yaş aralığında çalışırken ölen işçilerin 40’ı (yüzde 2) sendikalı işçi, 1885 işçi ise (yüzde 98) sendikasız işçidir. Yani bu çağda çalışan işçilerin tamamına yakını sendika üyesi değil ve sadece ‘yaşamak’ veya ‘emeklilik hakkını elde etmeye’ çalıştıkları için en zor koşullara katlanmaktalar. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise hiç sendikalı işçi yoktur...

Emeklilik hakkımız için mücadele edeceğiz
Türkiye’de 24 Ocak Kararları ile birlikte sermayenin neoliberal politikalarının hayata geçirilmesi süreci başladı. Bu noktada emeklilik yaşı yeniden belirlendi, emekli aylıkları düştü -asgari ücretin yarısı maaş alanlar var-, yaşa takılanlar sorunu ortaya çıktı ve bireysel emeklilik gibi işçi karşıtı adımlar atıldı. Şimdi sıra kıdem tazminatının kaldırılması ve (25 yaş altı ve 50 yaş üstü için) esnek çalışmanın tamamen hakim kılınmasında. Askeri cunta da, Özal hükümeti de, koalisyon dönemi de ve AKP iktidarı da bu yönde adımlar attı. Yani iki farklı politik çizgi olduğunu iddia edenler (Örneğin eski ve yeni Türkiye söylemleri) aslında neoliberal politikalara harfiyen uymaktadırlar.

1- İşçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır. Emeklilik; işçilerin çalıştıkları işkoluna, mesleğe, cinsiyetlerine, kişisel sağlık durumlarına vb. göre belirlenmelidir. Emeklilik yaşı düşürülmelidir. Emekli aylığı bağlama oranları artırılmalıdır.

2- Emeklilikte yaşa takılma bir maliyet unsuru olarak ele alınamaz. Emeklilikte yaşa takılanların emekli olma hakları derhal tanınmalıdır.

3- Tabi bu noktada sigortasız çalıştırma yasaklanmalıdır. (Elbette ülkemizde sigortasız çalıştırma yasak ama kayıt dışılık da bilinen bir gerçek. Bu noktada denetimler artırılmalı ve patronlara uygulanan yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır.)

4- Kıdem tazminatında kazanılmış bütün haklar korunmalıdır. Bütün işçilerin kıdem tazminatını almalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

5- Her türlü esnek çalışma biçimi yasaklanmalıdır.

Sonuç olarak; emeklilik çağında ölenlere dair belirttiğimiz gerçekler dikkatle incelenirse ‘kırmızı çizgiler çoktan aşılmıştır’. Diğer yandan yaşam süresinin istatistiklerde sürekli yükseltilmesi, ülkemizin sosyal devlet ve emeklilerin sosyal güvenceye yük olduğu vb. çarpıtmalarla işçi sınıfına saldırılar yoğunlaşmaktadır. Yapmamız gereken salt kıdem tazminatının kaldırılmasına dönük bir mücadele değil bütünsel olarak ‘emeklilik hakkı’ mücadelesini yükseltmektir.

İlk sözümüz son sözümüz olsun: Mezarda Emeklilik, EYT, BES, TES, Düşük Emekli Maaşları, Esnek/Sigortasız Çalışma, İş Cinayetleri’ne Karşı: Güvenceli Çalışmak ve Emekli Olmak Hakkımız...

Kaynak: (D) - Diğer Editör: Fevzi Işık
Etiketler: Güvenceli, Çalışmak, ve, Emekli, Olmak, Hakkımız...,
Yorumlar
Haber Yazılımı