İstanbul'da saat: sanalbasin.com üyesidir
Haber Detayı
06 Ekim 2020 - Salı 17:39 Bu haber 479 kez okundu
 
Öğretim Elemanları Emekçilerinin Sorunları ve Çözüm Yolları
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlanırken, eğitim emekçilerinin önemli bir parçası olan öğretim elemanları da büyük sorunlar yaşamaktadır.
- Haberi
Öğretim Elemanları Emekçilerinin Sorunları ve Çözüm Yolları

Özellikle son 20 yıldır üniversitelerdeki eğitim emekçilerinin önündeki önemli sorunlardan biri de artık bir tür angaryaya dönüşmüş olan “kalite”, “yönetişim”, “akreditasyon” çalışmaları ve daha pek çok başka isim alan ek yüklerdir. Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda sürekli değiştirilen müfredatlar ve eğitimde kalite (burada “kalite”yi, asıl hedefi patronunun kâr maksizmizasyonu olacak mezunlar vermek olarak okuyabiliriz) fetişizmi ile öğretim elemanları ciddi bir evrak işinin altına girdi. Buna paralel yürüyen akreditasyon süreçleri ile birlikte üniversite özerkliği daha da fazla zarar görüyor, artık öğretim elemanlarının söz hakkı neredeyse kalmayıp dersler ve içerikleri “danışma kurulları” tarafından belirleniyor ve sermayenin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor.
Pek çok üniversitede pek çok öğretim elemanı, bir sabah kalktığında dersinin kendi görüşü hiç alınmadan müfredattan çıkarıldığını ya da seçmeli derse çevrildiğini görüyor. Ya da dersinin içeriğinin nasıl değiştirilmesi gerektiğine dair bir dekanlık yazısı ile karşılaşıyor. Tüm bu değişiklikleri yönlendiren danışma kurullarında sermayenin temsilcilerinin bulunması zorunlu koşul haline geldi. Danışma Kurulları olmadığında da YÖK'ün merkezi organları ders içeriklerine dair değişiklik önerileri dayatılıyor (bunların bazen “öneri” adı altında sunulması aslında zorunluluk olarak dayatıldığı gerçeğini değiştirmiyor).
Öğretim elemanlarının ders içeriklerine dair pasifleştirilmesinin yanında araştırma alanı da ciddi kısıtlarla kuşatılmış durumda. Araştırma için maddi kaynak sorunu bir şekilde aşılsa bile (ki artık “para etmeyen” araştırmalara kaynak bulmakta çok zor) hangi alanda çalışabileceğine de karar verilemiyor. Kürt sorunu, Ermeni soykırımı, LGBTİ+, toplumsal cinsiyet gibi “sıkıntılı” alanlarda tez yapmak imkansız hale geldi. Araştırma alanının kısıtlanması sadece sosyal bilimler ile de kısıtlı değil. Doğa bilimleri ve halk sağlığı alanında yapılacak pek çok çalışma da izne tabi. Akarsularla, enerjiyle ilgili pek çok çalışma alanı için izin alınması zorunlu. Doğadan alınacak herhangi bir örnek (su, toprak, hava, vb örnekleri) için izin alınması zorunlu. Örneğin HES'lerle, termik santraller ilgili hükümetin hoşuna gitmeyecek bir proje rahatlıkla engellenebilir. Bir şekilde bu çalışmaları yapmayı başaranların önündeki yeni engel ise çalışmanın sonuçlarını hakla paylaşabilmek. Araştırmasını sonuçlarını açıkladığı için yargılanan, soruşturma geçiren, ceza alan onlarca öğretim elemanının deneyimlerini biliyoruz.
Özel sektör kamusal eğitimi kuşatmış durumdadır. Anaokulu’ndan üniversitelere kadar sermayenin hegemonyası sözkonusudur. Bu kuşatmada öğretim elemanları da kuşatma altındadır. Bu kuşatmayı kırmanın yolu ise, gerek öğrencilerin gerekse öğretim elemanlarının kendi talepleri ve ortak talepler doğrultusunda mücadeleden geçmektedir.
Hedef, bilimsel, kamusal, özerk üniversitelerdir.
Dostluk ve Kültür Derneği olarak, öğretim elemanlarının bağımsız, bilimsel, özerk, kamusal üniversiteler mücadelesini destekliyoruz.
DOSTLUK VE KÜLTÜR DERNEĞİ
(DKDER)
Kaynak: (/NET-HABER-AJANS) - NET HABER AJANS Editör: Fevzi Işık
Etiketler: Öğretim, Elemanları, Emekçilerinin, Sorunları, ve, Çözüm, Yolları,
Yorumlar
Haber Yazılımı