İstanbul'da saat: sanalbasin.com üyesidir
Haber Detayı
12 Nisan 2018 - Perşembe 10:53 Bu haber 1059 kez okundu
 
Şule İdil Dere davasında 2 skandal birden
Şule İdil Dere Davası’nın 3. duruşması Çarşamba günü Kartal-İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. İBB'nin avukatı, acılı aile için "kan davası güdüyorlar" derken, Kurbağalıdere planını yetkisiz bir asistanın yaptığı ortaya çıktı.
Yaşam-Çevre-Sağlık Haberi
Şule İdil Dere davasında 2 skandal birden

 

 

 

Skandal 1

İBB Deniz Hizmetleri Müdürü'nün asistanı Talat Gözelle'nin tanıklığı yeni bir skandalı ortaya çıkardı.

İBB ile İSTAÇ A.Ş. arasında Kurbağalıdere dip temizliği için, 86 Milyon TL bedelli hizmet alım sözleşmesinde hizmetin nasıl yapılacağına dair yetkili makamlarca yapılmış bir çalışma planının olmadığı ortaya çıktı. Planı, İBB Deniz Hizmetleri Müdürü’nün asistanı Fuat Gözelle “kimseye sormadan ben yaptım” dedi.

Mayıs 2016'da İBB Deniz Hizmetleri Müdürü olan Fuat Alarçin'in asistanı olarak çalışan 1984 doğumlu Talat Gözelle, can alan çalışma planını yetkisi olmadığı halde görevlendirmeleri yaparak çıkardığını, ilgililere e-posta yoluyla tebliğ ettiğini, kimlere gönderdiğini hatırlamadığını, kimsenin kendisinden böyle bir iş planı istemediğini, koordinasyonu sağlamak amacıyla iş planını hazırladığını ve gerek Fuat Alarçin’in gerek görevlendirdiği kişilerin itiraz etmediğini belirtti.

Böylece yetkisiz bir asistan tarafından başlatılan, hem İBB’nin hem de İSTAÇ A.Ş.’nin mahkemede sahiplenmediği bu plana göre Nisan 2016’da Kurbağalıdere dip temizliği çalışmasının başladığı ve yürütüldüğü ortaya çıktı.

Talat Gözelle'nin bağlı bulunduğu İBB Deniz Hizmetleri Müdürü Fuat Alarçin, yargılama başlamadan savcılıkça hakkında sorgulama talep edilmiş ancak İstanbul Valiliği ve Bölge İdare Mahkemesi yargılanmasına izin vermemişti.

Fuat Alarçin, İdil’i kaybetmemizden 11 gün sonra 23 Mayıs 2016 tarihinde Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı’na terfi ettirilmişti.

Duruşmada sanık şoför Mümin Kılıç, kendisine sorulmadığı halde yine söz alarak "Kasten kimseyi öldürmedim. Cenabı Allah böyle nasip etmiş. Ben üstünden geçmedim. Geçseydim 16 tonluk araç bütün kemiklerini ezerdi..." diyerek yine ailenin önünde vicdanları kanatan ifadelerde bulunmaya devam etti.

Şule İdil Dere avukatları, 11 Mayıs 2016 tarihinde gönderilen iç yazışmaları da delil olarak sunarak söz konusu olayın öngörüldüğünü, özellikle olaydan 1 gün önce 11 Mayıs 2016 tarihli e-posta iletisinde, hafriyat kamyonlarının yarattığı tehlikeye somut olay örnek verildiğini belirtti.

Buna rağmen tehlikeyi umursamadan, doğacak acı sonuçlara aldırmadan yasal yükümlük olan önlem alma ve denetim görevlerini yerine getirmedikleri ortaya çıktığı için olayın “taksir” olarak tanımlanamayacağını, sanıkların kasten adam öldürme suçuyla yargılanması için dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesini istedi.

 

 

Skandal 2

 

İBB avukatı olarak duruşmaya katılan Rıza Saka ise söz alarak "Bütün ifadeler güvenlik önlemi alındığını açıkça gösteriyor. Olay tamamıyla tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu taksirle ölüm kapsamındadır. Israrla kasten öldürmeye yönelik talepte bulunulmasını hukukçu olarak anlayamıyorum. Bu, bir kamu kurumu olarak başarılı hizmetler veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne karşı bir kan davası haline getirilmektedir" dedi.

 

Ailenin yanıtı: 

Dava henüz yargılama aşamasındayken, yetkisiz kişilerin planladığı bir kamu kurumu çalışmasında İdil’i kaybettiğimiz için, sorumluların cezalandırılmasını talep ettiğimiz için İBB avukatı, mahkemede hak arayışımızın adını "kan davası" koydu.

İdil için adalet arıyoruz.

Önce vicdan arıyoruz.

Şule İdil Dere Ailesi

Kaynak: (MCÖ) - Marmara Çağdaş ÖZEL Editör: Ozan Yücel
Etiketler: Şule, İdil, Dere, davasında, 2, skandal, birden, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı gtag('set', {'marmaracagdas.com': 'USER_ID'}); // ga('set', 'marmaracagdas.com', 'USER_ID'); //>>.async-hide { opacity: 0 !important} ga('require', 'GTM-KK37KMJ');