İstanbul'da saat: sanalbasin.com üyesidir
Haber Detayı
28 Mayıs 2018 - Pazartesi 20:10 Bu haber 2370 kez okundu
 
Türkiye bu eğitimsizlik yüzünden batacak
Ömrü kısa, etkisi büyük olan Köy Enstitüleri toplumsal kalkınmanın itici gücü olmuş, yaşayan bilgi üreten okul anlayışıyla öğrencilerini yetiştirmişti. Gönen Köy Enstitüsü mezunu Refet Özkan, Köy Enstitüleri’ni anlattı ve günümüzde eğitimin geldiği noktayı değerlendirdi.
Kültür-Sanat-Eğitim Haberi
Türkiye bu eğitimsizlik yüzünden batacak

Anadolu’da hem okuma yazma oranını yükseltmek hem de köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan Köy Enstitüleri 1940-1954 yılları arasında varlığını sürdürdü. Gönen Köy Enstitüsü’nden mezun, eğitimci ve yazar Refet Özkan “Köy Enstitüleri’nden mezun olan öğretmenler köylere gidince köylerin çehresi değişti. Her şey tarlada, bahçede, atölyede, yaylada, ovada yapılan şeylerdi, tamamen üretim için eğitim uygulanıyordu. Bir şeye ihtiyaç olduğunda bugünkü okullar gibi Bakanlık’tan ödenek gelecek diye beklenmezdi. Çünkü Köy Enstitüleri’nde üretilenler okulun ihtiyacı kadar ayrılır, kalanı piyasaya sürülür, gelen gelirle ihtiyaç olan neyse alınırdı” dedi.

 

Köy Enstitüleri dönemini bir rüya olarak nitelendiren Özkan, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'un görevden alınmalarıyla enstitülerin değiştiğini söyledi. Özkan, “Aslında Demokrat Parti’nin yaptığı sadece Köy Enstitüleri ismini kaldırmak oldu. Çünkü Köy Enstitüleri sisteminden hiçbir şey kalmamıştı. Laik, demokratik, özgürlükçü, üretime dayalı, katılımcı, karma eğitim bitmişti. Ne atölye var ne tarla var ne kümes var ne de bahçe. Deneyleri bir saksıya ıslanmış pamuk içinde bir tohumu koyarak onun nasıl çimlendiğini göstermeye kadar düşürdüler” dedi.

 

“İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra oluşan dengelerde Köy Enstitüleri’nin ayakta kalabilmesi kesinlikle mümkün değildi, yürümesine ve devam etmesine imkan yoktu” diyen Özkan, “Bugün dahi koşullar elverişli olmadığı için Köy Enstitüleri yeniden açılamaz. Ama Köy Enstitüleri’nde uygulanan eğitim ilkeleri, eğitimimizin her basamağında uygulanabilir” ifadelerini kullandı.

 

“Eğitimin piyasacı ve dinci özünü hiç değiştirmediler”

 

Günümüzde öğretimin tamamen ezbere dayatıldığını söyleyen Özkan, “Çağdaş eğitimde ilke, öğrencinin gereksinim duyduğu bilgiyi öğretmenin rehberliği ışığında kendi emeğiyle araştırarak bulması ve kullanması, yaşamının değişmesinde kendisi için bir araç haline getirmesidir. İş başında ve insanı değiştiren bir eğitim sistemi ancak eğitim sistemi olabilir” dedi.

 

Özkan sözlerine şöyle devam etti:  “Çocuğa bir soru soruyorsun, seçeneklerini söyle yanıtlayayım diyor. Onu öğrenmediği çok belli, seçeneklerini verdiğin zaman atıyor tutarsa tutuyor. Sınav şüphesiz öğrencilerin bilgi düzeyini ölçmek konusunda gerekli bir şey. Ama bunun bilimsel bir şekilde yapılması lazım. Köy Enstitüleri’nde çok az kişi zayıf not aldı. Çünkü öğretmen notu kendisine itaat edilmesi için bir araç gibi değil de öğrenciye onun bilgi düzeyini ölçme ve değerlendirme tekniğinden öğrendiği gibi uyguladı.”

 

Son 16 yılda 7 kez değişen Milli Eğitim Bakanları’nı Özkan, “Tabelasında yazılı olduğu gibi milli bir eğitim olması lazım. Kim Milli Eğitim Bakanı olursa kendi bildiğini yapıyor. Gelen adamlar satranç oynar gibi bunu buradan alıyor, buraya koyuyor ama asıl eğitimin piyasacı ve dinci özünü hiç değiştirmediler. Bugünkü eğitim sistemine ancak sistemsizlik denilebilir” diye eleştirdi.

 

“Niteliksiz okullar senin ihmalin değil mi?”

 

“8 yıllık kesintisiz eğitim sürecine son verilince her şey alt üst oldu. 4+4+4 diye bir şey getirdiler, imam hatip okullarının orta kısımda açılmasına imkan verdiler. Şimdi çember sistemi getirdiler, bazı okullar nitelikli bazıları niteliksiz olarak belirlendi. Nitelikli okulların yarısı imam hatip liselerinden oluşacak. Bunu nasıl tespit ediyorsun? Niye onlar nitelikli de, diğerleri değil? Bu senin ihmalin değil mi? Bu resmen özel okullara, imam hatiplere yönlendirmek” diyen Özkan şunları ekledi: “Üniversite sınavları, zengin insanlar özel derslere paralar akıtıp üniversitelere girer, yoksul insanlar üniversitelere giremez hale geldi. Özel okullardaki öğretmenler zamanında özel okullarda mı yetiştirildi? Hayır. Sen onları devlet okullarından kaçırmasan, orada güzel paralarla istihdam etsen, öğretmenliğin itibarını sıfırlamasan onlar niye gitsin özel okullara? “

 

“Bölününce lokma küçülecek ve yutması kolay olacak”              

 

Meclis’te bazı üniversitelerin bölünmesi ve yeni üniversiteler kurulmasıyla ilgili kararın kabul edilmesi konusunda Özkan, “Oturmuş bir geleneği olan büyük üniversiteler, direnç noktası olmaktan çıkarılmak için paylaşılmaya, bölünmeye kalkılıyor. Çünkü bölününce lokma küçülecek ve yutmaları kolay olacak. Bölmek demek orayı etkisiz hale getirmek demek, bu da onların buyruğu altına gelmelerini sağlamak demek. İşlevini yitirdikten sonra okulun adı ne olursa olsun” dedi.

 

Özkan “Üniversitelerin özerkliği diye bir şey kalmamış. Akademisyenlerini hapsediyorsun. FETÖ’cüdür diye kaç tane öğretmen içerde. Öğretmenler işsiz, okullar öğretmensiz. Sözleşmeli öğretmen daha ucuzdur diye onu okula gönderiyor. Eğitimi tamamen verimsiz hale getiriyor. Bu eğitimle Türkiye’deki insanın eğitilerek bir yere varılması hiçbir zaman mümkün değil. Türkiye bu eğitimsizlik yüzünden batacak” diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak: (MCÖ) - Marmara Çağdaş ÖZEL Editör: Gözde Sarıcan
Etiketler: Türkiye, bu, eğitimsizlik, yüzünden, batacak,
Yorumlar
Haber Yazılımı gtag('set', {'marmaracagdas.com': 'USER_ID'}); // ga('set', 'marmaracagdas.com', 'USER_ID'); //>>.async-hide { opacity: 0 !important} ga('require', 'GTM-KK37KMJ');