İstanbul'da saat: sanalbasin.com üyesidir
Yazı Detayı
16 Nisan 2018 - Pazartesi 10:17 Bu yazı 386 kez okundu
 
28 Şubat Davası
Suay Karaman
suaykaraman12@gmail.com
 
 

28 Şubat 1997 tarihinde askerlerin ve sivillerin birlikte olduğu Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) alınan kararlar, siyasi çıkmazların sarmalında olan ülkemiz için bir dönüm noktasıydı ve tarikatların devleti ele geçirmesine son verilmesi bakımından çok önemliydi. 13 saat süren MGK toplantısında “rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler” başlığı altında alınan 18 kararın her birinin, bugün yaşadığımız sıkıntıları görünce ne kadar önemli olduğu çok daha iyi anlaşılmaktadır.

 

Laiklik ilkesinin korunması, tarikatlara bağlı yurtların ve Kuran kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmesi, Öğrenim Birliği yasasının titizlikle uygulanması, gençliğe Atatürk, vatan, cumhuriyet ve millet sevgisinin aşılanması, 8 yıllık kesintisiz eğitimin uygulanmaya konulması, aşırı dincilerin kamu kurum ve kuruluşlarına sızmalarının önlenmesi, ülke sorunlarının ümmet kavramı yerine millet kavramıyla çözümünün sağlanması, büyük kurtarıcımız Atatürk’e karşı yapılan saygısızlıkların gerekli yasalar içinde önlenmesi gibi bugün halen geçerliliğini koruyan bu kararlara karşı olmak, laik ve demokratik cumhuriyetimizin temellerine dinamit koymak anlamına gelmektedir.

 

28 Şubat 1997 kararları oybirliği ile alınmıştır. 28 Şubat’tan bir hafta sonraki Bakanlar Kurulunda, bu kararlarının tamamı, tüm bakanlar tarafından imzalanmış ve uygulama talimatları verilmiştir. Görevdeki Necmettin Erbakan Hükümeti bu kararları uygulamaya başlamıştır. Ancak bu kararları alan hükümet ve o zamanki medya, bu kararlara yeteri kadar sahip çıkamamış ve topluma gerçekleri anlatamamıştır.

 

İşin özü 28 Şubat 1997 tarihi Türkiye Cumhuriyeti’nin, emperyalist devletlerin desteklediği “ılımlı İslam” politikasına ve Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) karşı çıkışıdır. 28 Şubat, devlete FETÖ tehlikesinin duyurulmasıdır. Ancak emperyalist devletler ve yerli işbirlikçilerinin oyunlarıyla, 28 Şubat kararları uygulanamaz hale getirilmiş ve çökertilmiştir. Ardından AKP projesi uygulamaya konularak, hepimizin yaşadığı bu sıkıntılı günlere gelinmiştir.

 

Ülkemizde ‘ileri demokrasi’ adı verilen faşizmin karanlık yüzü ile, 28 Şubat süreci de yargılanmaya başlamıştır. Hakkında FETÖ’den dava açılarak yargılaması devam eden ve tutuklu bulunan Ankara Savcısı Mustafa Bilgili tarafından iddianamesi yazılan 103 sanıklı 28 Şubat davası, 2 Eylül 2013 tarihinde Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapatılmasının ardından, 28 Şubat davası Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti ve 13 Nisan 2018 tarihinde oybirliğiyle verilen kararlarla son buldu.

 

Mahkeme, dönemin Genelkurmay Başkanı, Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanları, Genelkurmay İkinci Başkanı ile YÖK Başkanı’nın da aralarında bulunduğu 21 sanığı, Refah-Yol hükümetini “cebren iskat veya vazife görmekten cebren men” suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. 21 sanığın cezasını ‘yargılama sürecindeki tutum ve davranışları’ dikkate alınarak, müebbet hapis cezasına indiren mahkeme, sanıkların kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, babalık ve kocalık sıfatının verdiği hakları kullanmaktan mahrumiyetlerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkarılmalarına ve rütbelerinin sökülmelerine hükmetti. Bunun yanında yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak yurtdışına çıkmamak ve her ayın ilk günü karakola imza vermek suretiyle adli kontrol uygulanması koşuluyla tüm sanıkların serbest bırakılmasına hükmetti. Bu ağır yaptırıma karşın mahkeme bir sanığı bile tutuklamadı. Çünkü verdikleri bu kararın haksız ve hukuksuz olduğunun kendileri de farkındaydı. Siyasi iktidara göre, 28 Şubat süreci yüzbinlerce insanı mağdur etmiş bir darbeydi. Ama bugün 28 Şubat davası ile ilgili cezaevinde kimse yoktur. Bu çelişki için söyleyecek sözü olmayanların, hukuktan ve demokrasiden hiç paylarını alamadıkları bellidir.

 

28 Şubat soruşturması sürecinde görev alan savcı, bilirkişi ve bazı müştekiler bugün FETÖ üyeliği iddiasıyla cezaevinde bulunmaktadırlar. Ancak hayatını terörle mücadeleye vermiş, ulusal çıkarlar için mücadele etmiş, ABD ve AB kumpaslarının hedefi olmuş yurtsever komutanlar için verilen bu karar Fethullah Gülen’i memnun etmiştir. Fethullahçı savcılar tarafından hazırlanan iddianameyi sürdüren mahkeme, verdiği bu kararla ülkemizde hukuk devletinin bitişini de ilan etmiştir.

 

Siyasi iktidara göre, 28 Şubat 1997 tarihinde ‘irticayı önleme’ kararlarının oybirliğiyle alındığı MGK toplantısı, antidemokratiktir ve geçerli değildir. Ama 15 Temmuz sonrası ‘Olağanüstü Hal’ kararının alındığı MGK toplantısı, demokratiktir ve geçerlidir. Siyasi iktidara göre Anayasa Mahkemesi kararları ile yasalara uymadıkları gerekçesiyle 28 Şubat sürecinde yaklaşık 3.500 kişinin işten atılması antidemokratiktir ve yanlıştır. Ama 15 Temmuz sonrası, haklarında hiçbir yargı kararı bulunmayan OHAL kararnameleriyle yaklaşık 412 bin insanın ne ile suçlandıklarını bilmeden işten atılmaları ve hapse gönderilmeleri ise demokratiktir ve doğrudur.

 

Darbe ya da darbe ortamlarının yaşanmaması, hukuk devleti ve demokrasinin hiçbir biçimde kesintiye uğramaması için, ülkeyi yöneten iktidarların hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak, gerçek demokrasiyi etkin hale getirmeleri gerekir. Sivil yönetimler demokrasiyi benimsedikleri ve hukuk ilkelerine bağlı kaldıkları zaman, darbe ortamları yaşanmaz. İşte bu yüzden darbelere karşı olmak için, önce demokrat olup, hukuk dışına çıkılmaması gerekir. Bugün sivil darbe yapanların, darbe karşıtı söylemlerine ise sadece gülünür ama günü gelince gereği de yapılır…

 

 
Etiketler: 28, Şubat, Davası,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Şubat 2019
ÇİPRAS’IN ZİYARETİ
157 Okunma.
12 Şubat 2019
VENEZUELA
256 Okunma.
22 Ocak 2019
Sahte Seçmen
399 Okunma.
07 Ocak 2019
DİNDAR VE KİNDAR NESİL
247 Okunma.
27 Kasım 2018
ÇOCUKLAR VE KADINLAR
280 Okunma.
13 Kasım 2018
ARDINDAN
274 Okunma.
08 Kasım 2018
DONMAK
225 Okunma.
24 Ekim 2018
“YERLİ VE MİLLİ”
209 Okunma.
15 Ekim 2018
İNÖNÜ
347 Okunma.
08 Ekim 2018
“YERLİ VE MİLLİ” ÇÖKÜŞ
361 Okunma.
01 Ekim 2018
Vatan Sevgisi
761 Okunma.
25 Eylül 2018
TÜRKİYE İŞ BANKASI
451 Okunma.
28 Ağustos 2018
YOK SAYMAK
466 Okunma.
13 Ağustos 2018
YAPTIRIM
285 Okunma.
31 Temmuz 2018
EFSANE DEKAN
336 Okunma.
23 Temmuz 2018
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNEMEYENLER
497 Okunma.
16 Temmuz 2018
YAPAY KATLİAM
327 Okunma.
09 Temmuz 2018
ÇOCUKLARIMIZ
340 Okunma.
02 Temmuz 2018
ŞİMDİ SIRASI DEĞİL
238 Okunma.
26 Haziran 2018
VE SONUÇ ...
323 Okunma.
04 Haziran 2018
27 MAYIS 1960 NEDİR?
435 Okunma.
21 Mayıs 2018
DİL’İM DİL’İM
392 Okunma.
14 Mayıs 2018
DERTLEŞMEK
391 Okunma.
07 Mayıs 2018
24 HAZİRAN’A DOĞRU
392 Okunma.
30 Nisan 2018
REJİM DEĞİŞTİRİLİRKEN
423 Okunma.
24 Nisan 2018
Duraklama Devri
367 Okunma.
21 Nisan 2018
Futbol Üzerine
347 Okunma.
09 Nisan 2018
ÇATLA, PATLA
400 Okunma.
02 Nisan 2018
KADIN
455 Okunma.
19 Mart 2018
KUTSAL İTTİFAK
496 Okunma.
12 Mart 2018
ATMA RECEP
497 Okunma.
08 Mart 2018
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
500 Okunma.
05 Mart 2018
ŞEKER
506 Okunma.
26 Şubat 2018
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM
522 Okunma.
12 Şubat 2018
CHP KURULTAYI’NIN ARDINDAN
621 Okunma.
05 Şubat 2018
UYAN GAZİ KEMAL
408 Okunma.
10 Ocak 2018
DİYANET Mİ, HIYANET Mİ?
615 Okunma.
20 Kasım 2017
Cinnet
791 Okunma.
30 Ekim 2017
CUMHURİYET YAŞAYACAK
685 Okunma.
Haber Yazılımı gtag('set', {'marmaracagdas.com': 'USER_ID'}); // ga('set', 'marmaracagdas.com', 'USER_ID'); //>>.async-hide { opacity: 0 !important} ga('require', 'GTM-KK37KMJ');