İstanbul'da saat: sanalbasin.com üyesidir
Yazı Detayı
02 Mayıs 2019 - Perşembe 13:43 Bu yazı 88 kez okundu
 
ÖLÜM BU GÜLÜŞE YAKIŞMADI PAM PAM ALİ USTA
Ali Rıza Erdoğan
aliriza12@hotmail.com
 
 

Çok eskilerde Beyoğlu’nda meşhur bir dönerci büfesi vardı PAM PAM. Şu an bu büfede döner yiyen insanların belki büyük bölümü hayatta değildir. Ve bu dükkanın meşhur bir döner ustası vardı, Ali Usta.


Kangal’ın Killik Köyü’nde 12 yaşına kadar türkü söyleyip koyun güden, tarlada çalışan bu çocuk, köyde bir gelecek olmadığına kanaat getirerek düşer gurbetin yoluna. Yol, Avşar’dan trenle başlar ve Haydarpaşa garında sonlanır. Kurtuluşun Çöplük kahvelerinde çokça köylüleri vardır ve kısa zamanda işe başlar, başarılı bir dönerci ustası olur. Yıllarca çalışır didinir, kah köye gelir tarlada tırpan sallar, kah İstanbul’a dönerek dönerin başına geçer. Yıllar akıp gider. Köyde evlenir ve askerliğin yolunu tutar, askerlik bitince tekrar döner köyüne. Gitse olmuyor kalsa olmuyor derken yoksulluk yakasını bırakmıyor. Üçüncü bir yol seçerek İsrail’e çalışmaya gider. Tekrar döner Beyoğlu’ndaki PAM PAM dönercisine. En iyi bildiği iş odur. Köy ile İstanbul arasındaki geliş gidişlerden bıkan Ali Usta soluğu Paris’te alır ve PAM PAM diye bir dönerci açar. Yıllar geçer ve artık yerleşmiştir Paris denen şehre ve bütün kardeşlerini de oraya taşımıştır. Orada da adı PAM PAM Ali Ustadır.


Gurbette yaşamanın zorluğu saçlarındaki kırlara işlenmiş olsa da köy hayatını elde bırakmaz. Doğru dürüst suyu yolu olmayan Killik Köyüne artık her yaz arabasıyla yolları tozutarak giriş yapar. 


Biz ise çocuktuk ve o arabanın asfaltsız yolları tozutmasından çok heyecan duyardık. Bir yandan da bizim köye bir arabanın gelmiş olmasının gururunu yaşardık. Ali Usta bizim abbas abimizdi ve o güleç yüzüyle iner arabasından. Köy şenlenir, herkeste bir tebessüm olurdu. Babasının tam tersine çok yumuşak huylu ve etrafına sevgi saçan bir insandı. Araba her köye giriş çıkışta arabanın arkasındaki toza dumana karışarak koşturan bir grup çocuktuk bizler. Sonra dönerdi Paris’e ve diğer yaz gelene kadar yılda bir iki defa daha belki bir araç uğrardı bizim köye. Ara sıra Abdullah Papur traktörüyle uğrar ama onun arkasından koşturmazdık her nedense.


Son bir yılda kemoterapi görene kadar yaşamı boyunca pos bıyıklarını kesmeyen Ali Usta diğer adıyla PAM PAM Ali Usta Paris’te çok sevilen birisidir. Arkadaş ve insan canlısıdır adeta. Karıncayı incitmeyen, insanlara yardıma koşan, hal hatır soran, alçak gönüllü ve kendisini var etmenin yolu olarak diğer insanları var etmeyi ve değer vermeyi seçmiş bir insan. Yaşamda hep insanlara zarar veren, insanları kıranlar da var, insanlara hizmet eden, insanların işini kolaylaştıran insanlar da var ve var olmaya devam edecek. Kinden kibirden hırstan uzak, öfkeden, nefretten uzak; etrafına sevgi saçmayı, insanlara sevgi ile yaklaşmayı seçmiş, insanlara zararı değil ömür boyu yararı dokunmuş bir insan.


Killik Köyü’nde başlayan yaşam serüveninin Paris’te sonlanması onun kaderi olsa da tekrar dönüp kendi köyüne defnedilmesi de ayrı bir anlam taşımaktadır. Dağlarında tepelerinde türküler söylediği köyünün topraklarında ebediyete uğurlanacak.


Okuma yazma öğrendiğimizde ise (ilk okuduğumuz kitabımız sayılır belki), onun askerdeyken yazdığı şiirleri ve türkü sözleri defteri idi. Defterdeki çizgi resimler ve bu resimler arasında el yazısı ile yazılmış şiirleri okumaya çalışıyorduk. Bizi şaşırtan ise o defterde yazan bazı sözleri radyoda türkü olarak duymaktı. Malum piller bitmesin diye çok az süreyle radyo açık kalırdı.


Ölüm geç de olsa erken de olsa hayatın acı gerçeği. Ama bir yaşamın içine baktığımızda etrafa neler saçmış, neler bırakmış, ardından neler söylenmekte bunlar bir yana; o yaşamın içi özlemle dolu, acıyla dolu, üzüntüyle dolu, yoksullukla dolu, hasretle dolu, beklentilerin gerçekleşmemesi ile dolu.


Yaşam hiçbir zaman düz gitmiyor, yolunda da gitmiyor. Bir şeyi düzeltmeye çalışırken bir bakmışsınız yaşamın başka bir yeri eğrilmiş, uçmuş, eksik kalmış. Hesapta olmayan, beklemediğiniz hayal kırıklıkları, acılar size gark olmuş. Asıl olan ise maruz kaldığınız her ne olursa olsun yaşam karşısında takıldığınız tutum sizi, benliğinizi, bu dünyada var oluşunuzu belirliyor. Her şeye rağmen iyilik yapmaya devam etmek, her şeye rağmen sevgi ile yaklaşmak, her şeye rağmen insanların hayatına iyi şeyler katmak , tebessüm katmak herkesin harcı değildir. Ama yaşamda var olmak da böyle bir şey işte.


Ali Usta hiç bencil yaşamadı, hiç hırslar peşinde koşmadı, kimseyi tepeleyip geçmedi, haksızlıklara uğramayı da, beklediklerini bulamayışını da hep tevekkülle karşıladı, isyan etmedi ama gülmeyi de hiç eksik etmedi.
Ebediyete intikal etmesi ile hayatımızda büyük bir boşluk ve kocaman bir gülüş bıraktı. Hayatın iyi taraflarını görmeyi belki tarif ediyordu, bilmeden farkında olmadan yaşamıyla bunu bizlere gösteriyordu. Her şeye rağmen gülmek, gülümsemek. Belki de hayatta galip gelmenin tek yolu buydu. 10 Nisan 2019 da Killik Köyü’nde Abbas abiyi toprağa vereceğiz ve yıllar önce o dağlarda söylediği türkülere ruhu karışarak yükselecek kim bilir.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim


Ali Rıza Erdoğan / 6 Nisan 2019

 

 
Etiketler: ÖLÜM, BU, GÜLÜŞE, YAKIŞMADI, PAM, PAM, ALİ, USTA,
Yorumlar
Haber Yazılımı gtag('set', {'marmaracagdas.com': 'USER_ID'}); // ga('set', 'marmaracagdas.com', 'USER_ID'); //>>.async-hide { opacity: 0 !important} ga('require', 'GTM-KK37KMJ');